Adalar’da “Günübirlikçi” Çöpü Çileye mi Dönüşmeli, Yoksa Katma Değere mi?
15 Temmuz resmi tatiliyle birlikte İstanbul’un nefes alma duraklarından biri olan Adalar, yine yoğun bir günübirlikçi akınına uğradı.
15 Temmuz resmi tatiliyle birlikte İstanbul’un nefes alma duraklarından biri olan Adalar, yine yoğun bir günübirlikçi akınına uğradı. Vapurların ücretsiz veya kolay erişilebilir olmasını fırsat bilen binlerce ziyaretçi, Büyükada başta olmak üzere tüm Adalar’ın kıyılarına, piknik alanlarına ve sokaklarına adeta hücum etti.
Ancak bu yoğun ilginin geride bıraktığı manzara her zamanki gibi değişmedi: Sokakları dolduran plastik şişeler, ambalaj atıkları, piknik artıkları ve rüzgarla denize savrulan çöpler…
Yerel yönetimlerin temizlik ekipleri ne kadar çalışırsa çalışsın, bu devasa ve kontrolsüz atık yükünün altından kalkmak mevcut imkanlarla neredeyse imkansız hale geliyor.
Teknolojiden Önce Temel Kural:
Eğitim ve Ortak Yaşam Bilinci
İşin mühendislik, geri dönüşüm ve enerji boyutu ne kadar kusursuz kurgulanırsa kurgulansın, asıl çözümün ilk adımı bireysel sorumlulukta ve toplumsal eğitimde başlıyor. Bugün Adalar sahillerindeki o iç sızlatan manzara karşısında hepimizin ortak feryadı aynı: Eğitim şart!
Günübirlik ya da kalıcı fark etmeksizin, ortak alanları kullanan her bireyin çöplerini gelişigüzel etrafa bırakmak yerine çöp kutularına atma alışkanlığını kazanması gerekiyor. Şehirlerde ve özellikle Adalar gibi hassas, koruma altındaki doğal ekosistemlerde yaşayan, buraları ziyaret eden insanların ortak alanlarda beraber yaşamanın doğru kurallarını öğrenmesi ve istisnasız uygulaması çağdaş bir toplum olmanın en temel gereksinimidir. Kirletmemeyi öğrenemediğimiz sürece, en gelişmiş temizlik teknolojileri bile sadece birer yara bandı olarak kalacaktır.
Çöpü “Yok Etmek” İçin Üste Para mı Ödüyoruz?
Dünyadaki gelişmiş metropol uygulamalarına baktığımızda, atık yönetimi felsefesinin bizdekinden çok farklı işlediğini görürüz. Örneğin Almanya’da (Münih, Berlin gibi şehirlerde) veya ABD’deki büyük eyaletlerde sistem, çöpü üretenin ya da bertaraf edilmesi için teslim edenin üste para ödemesi esasına dayanır. Gelişmiş ülkelerde buna “Tipping Fee” (Çöp Kabul/Bertaraf Ücreti) denir. Almanya’da bu ücret ton başına ortalama 20 Euro civarındayken, New York gibi dev metropollerde ton başına 140 dolara kadar çıkabilmektedir.
Bizde ise belediyeler yatırımcılara genel olarak “Al bu çöpü yak, yok et, elektrik üret, üstüne bir de bana pay öde” mantığıyla yaklaşmaktadır. Oysa temizlik hizmetlerinin, çöp toplama ve nakliye maliyetlerinin sürdürülebilir bir zemine oturması için “kirleten öder” ilkesinin etkin şekilde uygulanması gerekir. Günübirlik turizmin yarattığı bu devasa ek maliyeti karşılamak adına, belki de Adalar özelinde radikal adımlar atılmalı, çöp toplama ve bertaraf maliyetleri için yeni yerel finansman modelleri geliştirilmelidir.
Teknik Çözüm: Geri Dönüşüm, Biyokütle ve Ortak Yakma (Cofiring) Teknolojisi
Eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarına paralel olarak, sahada biriken kaçınılmaz atıklar için modern ve yerli mühendislik çözümleri devreye sokulmalıdır:
• Geri Dönüşüm ve Ayıklama: Toplanan ham çöpler öncelikle geri dönüşüm istasyonlarında ayıklamaya tabi tutulmalıdır. Metal, cam, plastik ve kağıt gibi doğrudan yeniden kullanılabilir malzemeler ekonomiye kazandırılmalıdır.
• Kurutma ve Presleme: Geriye kalan ıslak organik atıklar, santrifüj ve presleme gibi tekniklerle neminden arındırılarak göreceli olarak yüksek kalorifik değere sahip, yakılabilir bir yakıta (biyokütle atığına) dönüştürülmelidir.
• “Ortak Yakma” (Cofiring) Teknolojisi ile Enerji Üretimi: Ayıklama sonrası elde kalan kentsel katı atıklar ve biyokütle, düşük kalorili yerli linyit kömürleriyle birlikte termik santrallerde “Dolaşımlı Akışkan Yatak” (CFB) teknolojisi kullanılarak beraber yakılabilir. Bu yöntem, kükürt emisyonlarını kontrol altında tutarken çöpün çevreyi kirletici etkilerini en aza indirir. Üretilen yüksek basınçlı buhar elektrik enerjisine dönüştürülerek şebekeye satılır ve yerel yönetimler için ciddi bir gelir kaynağı oluşturur.
Yerli Tasarım ve Yerli Mühendislik Gücü
Bu tür teknolojik dönüşümler ithal projelerle, dışarıdan aynen kopyalanan hazır sistemlerle çözülemez. Berlin’de, Londra’da ya da Münih’te uygulanan bir katı atık enerji santralini getirip doğrudan bizim şehirlerimize veya ilçelerimize monte edemeyiz. Her bölgenin çöp profili, nem oranı ve yerel kaynakları farklıdır; bu nedenle her ortak yakıt projesi ortak yerli tasarım ve yerli mühendislik çalışması gerektirir.
Enerji piyasasında yer alan yerli firmaların, büyük projelerin temel ve detay mühendisliğini kendi bünyelerinde yapabilecek genç, bilgili ve donanımlı mühendis kadrolarına yatırım yapması şarttır. Kendi mühendislik kapasitesi olmayan firmaların uzun vadede kalıcı başarı elde etmesi mümkün değildir. Ülke genelinde yerli linyiti ve katı biyokütleyi birlikte yakabilecek, tasarımı, imalatı, montajı ve işletmesi tamamen yerli personelle yapılan ortak yanma santrallerinin sayısını artırmamız gerekmektedir.
Adalar’da resmi tatil sonraları karşılaştığımız çöp yığınları, sadece belediye zabıtasının ya da temizlik işçilerinin çözebileceği basit bir süpürme işleminden ibaret değildir.
Bu kronik sorunu aşmanın yolu iki temel sütuna dayanmaktadır:
İlk olarak, şehirde ve ortak alanlarda birlikte yaşama kültürünü, çevre bilincini insanlarımıza eğitim yoluyla aşılamak ve çöplerin ait olduğu yere, yani çöp kutularına atılmasını sağlamak.
İkinci olarak ise, kaçınılmaz olarak ortaya çıkan atıkları yerli mühendislik tasarımıyla enerjiye, istihdama ve toplumsal projeleri fonlayacak finansal bir kaynağa dönüştürecek vizyoner adımları atmaktır.
Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.