Adalar’daki Su Altı Çalışmalarında Cevap Bekleyen Soru: Tarihi Eserler Güvende Mi?
Adalar ilçesinin Özel Çevre Koruma Alanı ilan edilmesiyle birlikte, bölgede su altı florasını korumaya yönelik çalışmalar hız kazandı. Sivil dalgıçlar tarafından yürütülen mercan incelemeleri ve hayalet ağ temizliği gibi projeler doğamız için büyük önem taşıyor. Ancak bu hummalı çalışmalar, gazetecilik sorumluluğu gereği akıllara haklı bir soruyu getiriyor: Bu dalışlar sırasında karşılaşılan tarihi eserler ilgili kurumlara bildiriliyor mu?
TÜRKİYE’NİN EŞSİZ SU ALTI ZENGİNLİĞİ VE PRENS ADALARI
Türkiye; tarihi savaş batıkları, antik dönem ticaret gemilerinin kalıntıları ve sular altında kalmış yerleşim yerleriyle dünyanın en zengin su altı miraslarından birine ev sahipliği yapmaktadır. Bizans döneminden bu yana “Prens Adaları” olarak bilinen; tarih boyunca sürgün yeri, dini merkez ve ticari geçiş noktası olan Adalar’ın derinlikleri de bu devasa zenginliğin önemli bir parçasıdır. Bölge suları, geçmiş yüzyıllara ait manastır kalıntıları, antik çapalar ve amforalarla adeta açık bir su altı müzesi konumundadır. Bu nedenle Adalar, sadece deniz çayırlarıyla değil, taşıdığı tarihi değerle de özenle korunmaya muhtaçtır.
ÇEVRE ÇALIŞMALARINDA TARİHİ ESER HASSASİYETİ VE DENETİM
Bölgede sivil inisiyatifler veya çeşitli projeler kapsamında yapılan araştırmalar, deniz ekosistemi için şüphesiz ki çok kıymetli adımlardır ve bu çabalara saygımız sonsuzdur. Ancak kamuoyunu aydınlatma göreviyle şu soruları sormak zorundayız: Adalar’ın tarihi dokusu göz önüne alındığında, bu dalışlarda mutlaka tarihi eserlerle karşılaşılmaktadır; peki bulunan bu eserlerin akıbeti ne olmaktadır? İlgili devlet kurumlarına ve müzelere eksiksiz bir bildirim yapılmakta mıdır? Su altındaki kültürel mirasımızın zarar görmemesi adına, bu tarz tüplü dalış projelerinin tıpkı arkeolojik kazılar gibi değerlendirilmesi gerektiği düşünülmektedir. Bu dalışlara devletin güvenlik güçlerinden bir yetkilinin veya tarihi eserlerden anlayan bir uzmanın eşlik etmesi, hem soru işaretlerini giderecek hem de çalışmaları yürüten ekipleri olası bir zan altında kalmaktan kurtaracaktır.
BİLİMSEL KAZILARIN ÖNEMİ VE LİMAN TEPE ÖRNEĞİ
Su altındaki kültürel mirasın ne derece hassas bir konu olduğu, İzmir Urla’daki Liman Tepe su altı kazılarında açıkça görülmektedir. Uzman akademisyenlerin katılımı ve devletin sıkı gözetimi altında yürütülen bu çalışmalarda, M.Ö. 600’lü yıllara (Arkaik Dönem) ait liman kalıntıları ve dünyanın en eski çıpalarından biri bulunarak titizlikle müzelerimize kazandırılmıştır. Liman Tepe örneği; denizin altındaki bir çalışmanın jeomorfolojik analizlerle, uzman eşliğinde ve bilimsel bir ciddiyetle yapılması gerektiğinin en somut kanıtıdır. Adalar gibi tarihi hassasiyeti yüksek bölgelerde yapılacak her türlü su altı faaliyetinde de benzer bir kurumsal ciddiyetin ve denetimin sağlanması, kültürel mirasımızın geleceğe aktarılması için şarttır.