Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan dönüşü uçakta konuştu: AYM, Yargıtay’ı hafife alamaz

Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Can Atalay kararı için AYM ile ilgili suç duyurusunu değerlendiren Erdoğan, “Yargıtay’ın kararı bir kenara atılamaz. Yargıtay AYM’ye ‘sen yüksek mahkemeysen ben de yüksek mahkemeyim’ diyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan dönüşü uçakta konuştu: AYM, Yargıtay’ı hafife alamaz
Yayınlama: 12.11.2023
A+
A-

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yargıtay 3.Ceza Dairesi’nin Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleriyle ilgili soruşturma başlatmasıyla başlayan gerilime ilişkin değerlendirmede bulunurken, “Her şeyden önce Yargıtay’ın bir yüksek mahkeme olduğunu herhalde kimse inkâr edemez. Anayasa Mahkemesi bu noktada maalesef birçok yanlışları da arka arkaya yapar hale geldi” dedi. Erdoğan ayrıca “Eğer partimden bazı arkadaşlar da burada Yargıtay’ı yerip, AYM’ye övgüler düzüyorsa onlar da yanlış yapıyorlar. Bizim birimiz hepimiz, hepimiz birimiz anlayışıyla hareket etmemiz lazım” diyerek partililere uyarıda bulundu.

Özbekistan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özetle şunları söyledi:

EY AMERİKA HAKLI DEĞİLSİN!: Saldırıların başlangıcından itibaren başta ABD olmak üzere İsrail’in arkasında tüm Batı yer alıyor. BM Genel Sekreteri Guterres hakikati gördü, hakkın ve haklının yanında yer alıyor. BM’deki insani ateşkesin sağlanması için yapılan oylamada Amerika’yla beraber olan 14 ülke vardı. Ama 120 ülke bunların karşısında dimdik durdu. 40 veya 41 ülke de çekimser kaldı. Bu cesur ülkeler bütün dünyaya bir mesaj veriyor. ‘Ey Amerika, sen ne kadar büyük olursan ol, haklı değilsin, İsrail haklı değil. Haklı olan buradaki mazlumlardır.

KANSER HASTASI VE YARALIYA HAZIRLIK: Temennimiz sadece insani yardımların geçiş koridoru değil, ayrıca İsrail’e yönelik, yaralı Filistinli mazlumların geçişlerini sağlayacak baskıyı artırmak. Hedefimiz Gazze’den bütün bu insanların tıbbi yardımları verebileceğimiz noktalara geçişini sağlamak. Bunların içinde kanserli hastalardan tutun hafif ve ağır yaralılar bulunuyor. Biz bu koridor açılırsa bu yaralıları ve kanser gibi kronik hastalıkları olan kardeşlerimizi hastanelerimize almaya hazırız… Eğer gerçekten bunları hastanelerimize alabilirsek insani ve İslami görevimizi de yerine getirmiş oluruz.

BATIDA ÖYLE BİR HAVA VAR: Geçenlerde, ABD’nin Dışişleri Bakanı Antony Blinken Türkiye’ye geldi ve Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan ile bazı görüşmeler yaptı. Kendisine bazı tekliflerimiz Dışişleri Bakanımız tarafından yapıldı. Örneğin şu anda günde 20-30 tır geçiyor. ‘Bunun en az 500 tıra bunun çıkarılması gerekir’ teklifi yapıldı. Buna olumlu yaklaştığı bana nakledildi. Eğer hakikaten bu 500 tır hal yoluna girerse bir nebze olsun biraz rahatlama olur gibi… Amerika’da bir politika değişikliği konusuna gelecek olursak, öyle bir hava var. Sadece orada değil tüm Batı’da, İngiltere’de, Fransa’da var… Şayet ateşkes konusunda samimiyseniz BM’nin kararlarının uygulanması konusunda İsrail’e baskı yapın. Bu hissiyatı ABD paylaşmaya başlarsa İsrail’i durdurmak daha da kolay hale gelir.

REHİNELER İÇİN KATKI: (Fatura Netanyahu’ya kesilip katliamlar örtbas edilir mi?) Netanyahu’nun bugünü yarına göre iyi günleridir. Şu anda İsrail halkının yüzde 60-70’i karşısında yer alıyor. Rehinelerle ilgili konuya gelince, biz Türkiye olarak burada araya gireceksek, İsrail’in yapması gereken Filistinlilerin süratle bırakılması ve İsraillilerden Hamas’ın elinde olanların hemen bırakılmasıdır. Zaten Hamas’ın sivilleri bırakmamak gibi bir kararlılığı yok. Tabii orada askerler var, içerisinde üst rütbeliler de var. Ama İsrail’in çocukları rehine alacak kadar vicdani olmayan tutumu da ortada. Olumlu adımlar atıldığı takdirde biz her türlü riski alır ve bu işin çözümüne katkıda bulunmaya çalışırız. İsrail son bir ayda Batı Şeria’da 2 bine yakın kişiyi tutukladı. Ondan önce hapishanelere atılmış 10 bin civarında insan var. Hamas öncelikle kadın ve çocuklar olmak üzere Batı Şeria ve Gazze’de İsrail tarafından tutuklanan Filistinlilerin serbest bırakılmasını istiyor.

AYM BİRÇOK YANLIŞ YAPTI: (Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin AYM ile ilgilli suç duyurusu) Her şeyden önce Yargıtay’ın bir yüksek mahkeme olduğunu herhalde kimse inkar edemez. AYM bu noktada maalesef birçok yanlışları da arka arkaya yapar hale geldi. Bu da bizi ciddi manada üzmektedir. Şu an itibarıyla Yargıtay’ın aldığı karar asla bir kenara atılamaz, itilemez. AYM’nin kararına karşı Yargıtay da şu anda demiştir ki ‘Sen yüksek mahkemeysen ben de yüksek mahkemeyim ve yüksek mahkeme olarak da şu anda sizinle ilgili bir yaptırımı ben de talep ediyorum.’ Bu talebinin gereğini bekliyor ve bu talebine karşı bunun gereğini yerine getirecek olan merci neresiyse o merciden bu talebini istiyor. Bu parlamentoysa parlamentodan istiyor.

PARLAMENTOYA ELEŞTİRİ: Şimdi Can Atalay’ı alın koyun bir kenara. Bundan önce yine benzer şeyler maalesef oldu. Parlamentomuz da bu konularda ağır hareket ediyor. Birçok terörist parlamentoda dokunulmazlıkların kaldırılması süreci geciktiği için kaçtı, yurt dışına çıktılar. Bunların bu kadar ağır ele alınmaması gerekiyor. Seri olarak bu adımlar atılmayınca ondan sonra bakıyorsunuz birisi Amerika’da, birisi Almanya’da, birisi Fransa’da meydana çıkıyor. Ondan sonra da oralardan Türkiye’yi tehdit ediyorlar. Benim ülkem yurt dışına kaçmış sapıkların tehdidiyle karşı karşıya kalmamalı, kalamaz. AYM de bu konuyla ilgili olarak Yargıtay’ın attığı bu adımı hafife de alamaz, almamalıdır.

YETKİ MECLİSTE: Eğer partimden bazı arkadaşlar da burada Yargıtay’ı yerip, AYM’ye övgüler düzüyorsa onlar da yanlış yapıyorlar. Bizim birimiz hepimiz, hepimiz birimiz anlayışıyla hareket etmemiz lazım. Buralarda kalkıp da birilerine şirin görünmenin anlamı yok. Son olarak şunu da vurgulamak isterim ki, Anayasa yapma yetkisi Yüce Meclisimizindir ve bu yetkisini devredemez. Kimse de milletin iradesi ile oluşmuş meclisin bu mutlak yetkisine el uzatamaz.

‘Taraf değil, hakem konumundayız’

Cumhurbaşkanı Erdoğan. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Atatürk’ü anma törenindeki konuşmasında da Yargıtay-AYM gerilimine ilişkin özetle şunları söyledi: “Yapılan onca değişikliğe rağmen, güçler ayrılığı ve güçlerin kendi içlerindeki dengeye ilişkin sorunların sürekli önümüze çıkıyor olması, yeni anayasa talebimizin haklılığının işaretidir. AYM ve Yargıtay arasında yaşanan tartışma bu gerçeği bir kez daha teyit etti. Her kurum gibi yargı kurumlarının da kararları tartışılabilir. Geçmişten beri bizim de yargı mercilerinin katılmadığımız, eleştirdiğimiz kararları olmuştur. Ancak bu defa farklı bir sorunla karşı karşıyayız. Anayasa’nın 104. maddesi Cumhurbaşkanı olarak bize devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin etme görevi de vermektedir. Dolayısıyla biz bu tartışmada taraf değil, hakem konumundayız. Yargının iki kurumu arasındaki yetki tartışmasının çözüm yeri Anayasadır, yasalardır. Anlaşılan o ki mevcut anayasamız ve ona göre şekillenen yasalarımız bu konuda yetersiz. Darbecilerin 41 sene önce Türkiye’ye biçtiği gömlek, yapılan 20’yi aşkın tadilata rağmen 2023 Türkiye’sine artık dar gelmektedir. Biz de devletin başı olarak, kurumlarımız arasındaki görüş ayrılığının bir anayasa ve sistem krizi haline dönüşmesinin önüne geçecek adımları süratle atacağız. Gerekirse anayasa ve yasa değişiklikleri dahil tüm yöntemleri kullanarak, tekrar böyle bir tartışmanın çıkmaması için gerekeni yapacağız.”

 ‘Blinken hatayı en başta yaptı’

(Blinken’a karşılama protokolü) Dışişleri Bakanlığımız diplomasinin gereklerini ve protokol kurallarını gayet iyi bilir ve uygular. Bakanlığımız konuğuna, temsil ettiği makama yakışır şekilde yaklaşımda bulunmuştur. Blinken’in en büyük hatası en başta oldu. İsrail’e gittiğin zaman ‘Ben buraya ABD Dışişleri Bakanı olmanın yanında bir Yahudi olarak geldim’ dersen, bunun da bir karşılığı olur. İşte bunun karşılığı da bir anda Yenikapı’ya 1,5 milyon insanın toplanmasıdır. İngiltere’de, Fransa’da, Beyaz Saray’ın önünde on binler bir araya geldi. Bunlar işaret fişeğidir. Biz Türkiye olarak çözüm formüllerimizi herkesle paylaşıyoruz… İsrail meselesi çözülmeden de ne bölgemizde ne dünyada tam manasıyla barıştan ve tam anlamıyla uluslararası hukuk düzeninden söz edilemez.

‘Emekliyi rahatlatacak çözümleri geliştirdik’

(Asgari ücret ve emeklilere zam) Enflasyonun belini kırdık, etkilerini de önümüzdeki süreçte sileceğiz. Asgari ücrete cumhuriyet tarihinde yapılmamış oranda zam yaptık. Emeklilerimizin maaşlarını artırdık ve onları daha da rahatlatacak çözümleri geliştirdik, çok yakında uygulayacağız. Emeklilerimizi kısa vadede rahatlatacak 5 bin liralık ikramiye ödemelerini bu ay içerisinde yapmayı planladık. Aldığımız tedbirlerle yapacağımız ödemelerle emekli ve çalışanlarımızın yanında durduk, bundan sonra da durmaya devam edeceğiz. Asgari ücret konusunun kendi takvimi var. İşçilerimizi ara zamla rahatlatmıştık, şimdi de işçi ve işveren kesimini bir araya getirip en makul çözümü bulacağımıza inanıyorum.

‘Al birini vur ötekine’

(CHP’de genel başkan değişikliği) Biz ne dedik? Bay Bay Kemal dedik. Dediğimiz oldu mu? Oldu. Bunu ilk söylediğimiz zaman yapsaydı, bu kadar olumsuz olmayacaktı. Bunların birbirinden farkı yok. Al birini vur öbürüne. Biri Demirtaş’a, biri Kavala’ya selam gönderiyor. Bunlar hala ‘Demirtaş’a, Kavala’ya selam gönderirsem, güçlenirim’ havasındalar. Yahu güçlenemezsin. Sen de kaybedeceksin, öbürü de kaybedecek. Eğer bu parti Atatürk’ün partisiyse Atatürk’ün partisinde milli olmayan, yerli olmayan kimse barınamaz ve barınamayacaktır. 31 Mart bunun kantarı olacak ve bu kantarda İstanbul, Ankara başta olmak üzere inşallah Cumhur İttifakı gereğini yapacaktır. CHP’nin başına kimi getirirse getirsin değişmez, değişemez.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.