Mekke’den Büyükada’ya:Türkiye’nin Zor Dengesi
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın Mekke’de imzaladığı Ortak Savunma Anlaşması, bölgesel güvenlik dengelerinde yeni bir dönemin işareti olabilir.
Anlaşmayı şimdiden “İslam NATO’su” olarak tanımlamak için erken. Ancak Türkiye açısından önemli olan, Ankara’nın aynı anda NATO üyesi olması, Suudi Arabistan ve Pakistan’la savunma ilişkilerini geliştirmesi ve İran’la yaklaşık dört yüzyıllık bir komşuluk ilişkisini sürdürmesidir.
Burada Türkiye’nin temel politikası denge olmalıdır.
1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan bugüne büyük ölçüde değişmeyen Türkiye-İran sınırı, iki ülkenin yalnızca rakip değil, aynı zamanda uzun bir tarihi paylaşan komşular olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin çıkarı İran’la savaşmak değil, güçlü bir caydırıcılıkla çatışmayı önlemektir.
Mekke Anlaşması Türkiye’ye yeni stratejik ve ekonomik fırsatlar sunabilir. Ancak Ankara’nın başka ülkelerin savaşlarına sürüklenmemesi gerekir. Türkiye’nin gücü, hem güçlü bir orduya ve savunma sanayiine sahip olmak hem de herkesle konuşabilmektir.
Büyükada neden önemli?
Mekke’deki gelişmeler ilk bakışta Büyükada ve Adalar’dan çok uzak görünebilir. Oysa Türkiye’nin dünyadaki ağırlığı yalnızca askerî gücüyle değil, tarihi, kültürü ve şehirleriyle de ölçülür.
Büyükada ve Adalar, İstanbul’un dünyaya açılan kültürel pencerelerinden biridir. Çok kültürlü geçmişi, denizle ilişkisi ve tarihî dokusuyla yalnızca bir turizm merkezi değil, Türkiye’nin kültürel yumuşak gücünün önemli bir parçasıdır.
Bu nedenle Adalar’ı korumak, yalnızca geçmişi korumak değildir; Türkiye’nin dünyaya açılan yüzünü ve gelecekteki kültürel gücünü korumaktır.
Türkiye’nin hedefi savaşlara katılmak değil, savaşları önleyebilecek kadar güçlü ve herkesle konuşabilecek kadar diplomatik olmaktır.
Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.