Tutanak Yalan Söylemez: Adalar’daki Harddisk Skandalında Kimin Rolü Çalındı?

Bürokraside ve siyasette değişmez bir kural vardır: Bir kurum haddinden fazla uzun, ağdalı ve “kamuoyunu aydınlatma” telaşıyla dolu bir metin yayınlıyorsa

Tutanak Yalan Söylemez: Adalar’daki Harddisk Skandalında Kimin Rolü Çalındı?
Yayınlama: 20.04.2026
A+
A-

Bürokraside ve siyasette değişmez bir kural vardır: Bir kurum haddinden fazla uzun, ağdalı ve “kamuoyunu aydınlatma” telaşıyla dolu bir metin yayınlıyorsa, o metnin satır aralarında aydınlatılanlardan çok, “karartılmaya” çalışılan bir şeyler aramak gerekir.

Adalar Belediyesi’nin şu meşhur “sistem odasından sırra kadem basan harddisk” meselesi tam da böyle bir vaka.

Olayı yerel, ulusal basından ve sosyal medyadan takip edenler biliyor; geçici hizmet binasındaki sistem odasına girilmiş, güvenlik kamerası kayıtlarını (belediyenin açıklaması bu yönde) barındıran harddisk tutulan tutanağa göre K.T isimli açığa alınan müdür tarafından dışarı çıkarılmıştı. Belediye yönetimi de konu adliyeye intikal ettikten sonra uzun uzadıya bir basın açıklaması yaptı.

Metni okuduğunuzda gözünüzde şöyle bir tablo canlanıyor: Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat müthiş bir öngörüyle talimatı veriyor, Başkan Yardımcısı Fırat Durak da adeta bir dedektif gibi iz sürerek olayı çözüyor… Harika bir kriz yönetimi, alkışlanacak bir ekip çalışması, değil mi?

Gelin görün ki, gerçekler hiç de öyle basın bültenlerindeki gibi parlak kağıtlara yazılmıyor. Gerçekler; olay gecesi telaşla, tükenmez kalemle yazılmış ıslak imzalı devlet evrakında, yani “tutanaklarda” saklıdır.
Ortada 11.03.2026 tarihli, saat 23.06’da imza altına alınmış 4 sayfalık bir tutanak var. Altında bizzat Fırat Durak’ın imzası bulunuyor. Belediyenin PR (Halkla İlişkiler) harikası basın açıklamasıyla, bu soğuk ve net resmi tutanağı yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan çelişkiler, akıllara durgunluk verecek cinsten.


Belediyenin resmi açıklamasına göre kahramanımız Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat. Açıklamada, “Başkanın talimatı ile Fırat Durak derhal geçici hizmet binasına gelerek olayı soruşturmuştur” deniliyor.
Fakat tutanağa bakıyoruz; Başkanın adı bile geçmiyor! Tutanakta, Fırat Durak’ı harekete geçiren kişinin saat 19:40’ta anakaradan telefon açıp, “Sistem odasına kimliği belirsiz biri girdi, yakındaysan bir git kontrol et” diyen diğer Başkan Yardımcısı Hüseyin Yılmaz olduğu kabak gibi yazıyor. Olmayan bir talimat, resmi açıklamaya neden ve kimlerin isteğiyle eklendi dersiniz?

Şunu peşinen söyleyeyim; Hüseyin Yılmaz isimli memuru şahsen tanımam etmem. Gazetemizi takip eden okurlarımız, geçmişte ve bugünde dahil Yılmaz aleyhine sayfalarımızda ne kadar çok ve sert haber yapıldığını gayet iyi bilir. Ancak gazetecilik, husumetle değil hakikatle yapılır. Doğruları konuşmak, belgenin hakkını teslim etmek boynumuzun borcudur. Halk arasında çok güzel, kadim bir deyim vardır: “Yiğidi öldür ama hakkını yeme.”

Tutanağa bakıyoruz; olayı başından sonuna kadar şüpheyle takip eden, düğmeye basan ve suçüstü yapılmasını sağlayan kişi bizzat başkan yardımcısı Hüseyin Yılmaz’ın ta kendisi.

Ortada 4 sayfalık bir tutanak var. Tutanak okunduğunda bir aksiyon filmi canlanıyor gözünüzde. Destek Hizmetleri Müdürü K.T. isimli şüpheliyi iskelede asistanı vasıtasıyla adım adım takip ettiren o. Dahası, tutanağın 3. sayfasında çok kritik bir yüzleşme anı var: Şüpheli K.T., köşeye sıkışınca işin içinden sıyrılmak için “Hüseyin Başkan’ın bilgisi var” diyerek üst yönetimi suça alet etmeye çalışıyor. Fırat Durak o an telefonun hoparlörünü açıp Hüseyin Yılmaz’a durumu soruyor. Yılmaz, herkesin içinde “Benim hiçbir bilgim yok, hiçbir sözleşme yapılmadı, binaya girişlerde mutlaka kimlik ibraz edilecek talimatı verdim” diyerek şüphelinin yalanını olay yerinde paramparça ediyor.

Ve iddialara göre, K.T.’nin görevden derhal el çektirilmesi için idari mekanizmayı zorlayan da yine kendi birimine bağlı olan bu müdürün peşine düşen başkan yardımcısı Hüseyin Yılmaz.

Peki sorarım size; tutanakta satır satır anlatılan, yalanları çürüten, asistanıyla iskelede takip yaptıran bu adam, belediyenin resmi açıklamasında neden sadece “diğer başkana haber veren pasif bir isim” olarak gösterilip yoksayılıyor?


Aslında tüm bu yaşanan “şark kurnazlığına” ve gerçeklerin masa başında eğilip bükülmesine pek de şaşırmamak lazım. Bizler, adaya çöp aracının çöp haznesine gizleyip kaçak akülü araç sokan bir belediyenin resmi açıklamalarına inanmamak gerektiğini bugün çok daha net ve acı bir şekilde anlamış olduk.

Gerçi, meclis toplantısında kürsüye çıkıp esip gürleyen; polisi, devlet kurumlarını ve adada ne kadar dernek başkanı varsa hepsini “rant tezgahının içinde” olmakla suçlayan ama iş isim vermeye gelince sus pus olan Fırat Durak’tan ve onun yönetiminden de başka bir şey beklenmezdi!

Belli ki Adalar Belediyesi koridorlarında birileri, yaşanan bu büyük ve utanç verici skandalı, kurumsal bir temizlik fırsatı olarak görmek yerine, ucuz bir “rol çalma” ve PR operasyonuna dönüştürmeyi tercih etmiş. “Olayı Hüseyin Yılmaz çözdü” demek zor gelmiş olacak ki, resmi açıklama metninde gerçekler karartılmış, başarı başkalarına mal edilerek sahte bir kahramanlık destanı yazılmak istenmiş.

Adalar’da geçici hizmet binasından fiziki bir harddisk çalınmış olabilir. Bunun hesabını yargı er ya da geç soracaktır. Fakat asıl tehlikeli olan; kamuoyunun gözünün içine baka baka yayınlanan resmi metinlerde “hakikatin” çalınmasıdır.

Tutanaklar yalan söylemez. O çalınan harddisk polis marifetiyle bir gün elbet bulunur ama kurumun sarsılan güvenilirliğini ve halkın nezdinde yitirilen inandırıcılığı yerine koyacak bir yedekleme (backup) sistemi henüz icat edilmedi.


Ada Gazetesi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Yorum Yazın

Yorum yapın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.