Adalar Belediyesinin, iptal edilen imar planlarının ardından yürürlüğe konulan “Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanım Şartları”na karşı Kültür ve Turizm Bakanlığına açtığı iki ayrı davada
Adalar Belediyesinin, iptal edilen imar planlarının ardından yürürlüğe konulan “Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanım Şartları”na karşı Kültür ve Turizm Bakanlığına açtığı iki ayrı davada mahkemeler, vatandaşın mülkiyet hakkını ve can güvenliğini koruyan emsal niteliğinde iptal kararlarına imza attı.
İstanbul’un Adalar ilçesinde, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planlarının yargı kararıyla durdurulmasının ardından bölgenin plansız kalmaması için İstanbul V Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 11 Aralık 2024 tarihinde “Geçiş Dönemi Koruma Esasları ve Kullanma Şartları” belirlenmişti. Ancak bu şartların hem vatandaşların mülkiyet hakkını kısıtlaması hem de riskli yapıların güçlendirilmesini zorlaştırması üzerine Adalar Belediyesi tarafından hukuki süreç başlatıldı.
İstanbul 2. ve 10. İdare Mahkemelerinde görülen davalar sonucunda, Koruma Kurulu’nun aldığı kararlar “hukuka, kamu yararına ve mülkiyet hakkına aykırı” bulunarak iptal edildi.
İstanbul 10. İdare Mahkemesi (Esas No: 2025/983), Adalar’da tescilli kültür varlığı niteliği taşımayan özel mülkiyetteki parsellerde yeni yapılaşma ve onarım taleplerinin geçiş dönemi şartlarında tamamen cevapsız bırakılmasını Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı buldu.
Mahkeme heyeti kararında şu vurguları yaptı:
Koruma Kurulunun belirlediği kuralların sadece kamu alanlarını ve tescilli tarihi yapıları kapsadığı, bölgede yaşayan vatandaşların özel mülkiyetindeki taşınmazlara yönelik hiçbir düzenleme yapılmadığı tespit edilmiştir.
Koruma ve kullanma dengesinin sağlanması esastır. Tescilli olmayan binalarda, adanın özgün dokusu, silueti, mimari özellikleri dikkate alınarak (kütle, yükseklik, malzeme vb. sınırlamalarla) yeni yapılaşma koşullarının belirlenmesi gerekirdi.
Vatandaşın mülkiyet hakkının belirsiz bir süreyle ve tamamen kısıtlanması, hakkın özüne dokunmak anlamına gelmektedir.
Bu gerekçelerle mahkeme, Koruma Kurulunun özel mülkiyetin yapılaşma şartlarını belirlemeyi reddeden kararını iptal etti.
Bir diğer önemli karar ise İstanbul 2. İdare Mahkemesinden (Esas No: 2025/544) geldi. Adalar Belediyesi, Kurulun aldığı kararın 1. maddesinde yer alan; “Can ve mal emniyeti açısından tehlike arz eden riskli yapılarda güçlendirme yapılması için rölöve, onaylı ruhsat projesi ve statik raporların Koruma Kurulunun onayına sunulması” şartının iptalini istemişti.
Mahkeme, olası bir İstanbul depremi gerçeğini ve can güvenliğini ön plana alarak belediyeyi haklı buldu:
Riskli yapıların güçlendirilmesi işlemlerinin Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi (6306 sayılı) ile Umumi Hayata Müessir Afetler (7269 sayılı) kanunlarına tabi olduğu ve aciliyet gerektirdiği belirtildi.
Tescilli olmayan bir yapının, sırf sit alanı içerisinde kalıyor diye sadece güçlendirme (yıkılıp yeniden yapılma değil) işlemi için Koruma Kurulunun onayına tabi tutulması, can güvenliğini sağlamaya yönelik çalışmalarda büyük zaman kaybına yol açacaktır.
Vatandaşın can ve mal güvenliğini tehlikeye atan bu tür uzun bürokratik şartların kamu yararı taşımadığı sonucuna varıldı.
Böylece mahkeme, riskli binaların acil güçlendirme işlemlerini Koruma Bölge Kurulunun onayına bağlayan ilgili maddeyi de iptal etti.
İlgili idarelerin (Kültür ve Turizm Bakanlığı), kararlara karşı 30 gün içinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesine (İstinaf) başvurma hakkı bulunuyor. İstinaf süreci sonrasında kararların kesinleşmesi halinde, Koruma Kurulunun mahkeme gerekçelerine uygun, vatandaşın mülkiyet hakkını ve can güvenliğini merkeze alan yeni düzenlemeler yapması gerekecek.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.